|
Cumhurbaşkanının daveti
üzerine 28.11.2007 günü saat 11.30 görüşmeye gittik.
Yönetim Kurulu (Tahsin YEŞİLDERE, Gülhan TÜRKMEN, Refik BAYSAL,
Esen ARSLANDOĞAN) ve Şule KUT'un da katılımı ile 28.11.2007
tarihinde Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL ile son derece olumlu
bir görüşme yaptık.
11.30 da başlayan görüşmemizde ilk olarak başkan Tahsin YEŞİLDERE;
bizim daha önce aldığımız karar gereği ortak görüşlerimiz
doğrultusunda son derece toparlayıcı ve ilkesel bazda eleştirdiğimiz
her konuyu kapsayan uzun ve detaylı bir konuşma yaptı. Aynı zamanda
sorunlara Anayasa değişmeden yasal değişiklikler ile Özerk katılımcı
demokratik bir üniversitenin gerçekleşebileceğini; Anayasal
değişiklik ile de üniversitelerin değişim ve dönüşümü daha rahat
elde edebileceğini önerileri ile anlattı. Konuşması bitince
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL, böyle bir ortamda tamamen sistem
ve ilkeler açısından önemli gördüğümüz şeyleri özele girmeden dile
getirdiğimiz için bizlere teşekkür etti ve söylediğimiz her şeye
tamamen katıldığını ifade etti.” Rektör atama işinin kendisi için de
bir sorun olduğunu ve olur olmaz şikayet ve ihbar mektupları
aldığını; rektör adayları hakkında gelen ihbarlar üzerine MİT
görevlisine araştırması ve rapor vermesi için görev verdiğini
belirttiler. Araştırma sonrası bilginin tamamen yanlış olduğunun
ortaya çıktığını söylediler. Ve bundan çok rahatsız olduğunu,
üniversite adına utandığını belirttiler”. 40 dakikalık görüşmenin
bundan sonraki kısmı sıcak bir sohbet havasında geçti diyebiliriz
ve bizler başkanımızın söylediği görüşleri biraz daha açarak tek
tek vurguladık. Konuşmalarımızı biraz detaylandıracak olursak;
Öncelikle rektor ve YÖK başkanlarının yetkilerinin kısıtlanmasını
daha doğrusu kurullara devredilmesi ve böylece katılımcı bir
üniversitenin önünün açılması, ve de rektörlük makamının güç
uygulama merkezi olmaktan çıkması, yapılan seçimlerin bir vaat
torbasına dönüşmesinin engellenmesi, konuşan bir üniversitenin önemi
(Zaten kendisi de bu noktaya değindi ve akademisyenlerin konuşması
gerektiğini vurguladı ve 'siz konuşmazsanız kim konuşacak' dedi), ve
tabii YÖK'ün baskıcı sisteminin 1980'den beri yaptığı hasarlar, ve
dolayısıyla YÖK'ün bir koordinasyon ve eşgüdüm kurulu,araştırma ve
teknoloji politikalarının saptandığı bir değişime uğramasının
gerekliliğini vurguladık.Üniversitelerin yasal değişiklikler ile
özerk, demokratik bir yapıya kavuşturulmasını,rektör, dekan
yetkilerinin daraltılmasını,rektörlerin akademik temsiliyet, kurul
kararlarının yasa ve yönetmelikler doğrultusunda uygulanmasını
sağlayabilecek,gerekirse geri çağırılabilecek,üniversitenin çağdaş
üniversiteler düzeyine gelebilmesi için bilimsel araştırmaların ve
teknolojik gelişmelerin üst düzeye gelmesini sağlayabilecek
ortamları yaratması vb.. konulara değindik.
Üzerinde önemle durduğumuz diğer konular, Üniversiteye ayrılan
kaynak yetersizliği ve akademik insan yetiştirmede özellikle
araştırma görevlisi maaşların yetersiz olduğu,( OECD raporunda
karşılaştırmalı tabloyu verdik) ve de en önemlisi nitelikli
elemanların üniversitelerden ayrıldığını belirttik. Derneğimizin
üyeleri itibari ile birçok konuda nitelikli elemanlara sahip
olduğunu bu nedenle anayasa çalışmalarının ve de değişime uğramasını
istediğimiz YÖK yasasının çalışmalarına katılmak istediğimizi
özellikle vurguladık.
Ayrıca yeni açılan üniversitelerin hiçbir kriter göz önüne
alınmadan siyasi amaçlar ile açıldığını, tabela üniversitesi
olduklarını ve gelişmelerini sağlamada çok sıkıntıların olduğunu,
özellikle nitelikli öğretim elemanı bulamadıkları için bırakınız
araştırmayı, bilim üretmeyi, eğitim - öğretimin de kalitesiz olması
ile niteliksiz insan gücünün ortaya çıktığını belirttik.
Cumhurbaşkanı da parlamento da iken ben engellemeğe çalıştım ama
başaramadıklarım oldu dedi. Bu konuya bu dönem çok dikkat edeceğinin
altını çizdi. Maaşlar konusunda maliye bakanını, diğer konularda da
her hafta görüştüğü başbakanı teşvik edeceğini söyledi. Vakıf
üniversitelerinde de birçok olumsuzlukların olduğuna dikkat çektik.
Tüm bu görüşlerimizi dile getirdik ama özellikle Anayasal değişiklik
gecikebileceği için nasıl bir YÖK başkanı, nasıl Rektörler
istiyoruzu kendisine ayrıntılı bir biçimde sunduk. Hatta kendisinin
de bir siyasi ve ideolojik yapısının olduğunu ama kendisinin
sözlerine dayanarak eşitlik ilkesini vurguladık ve YÖK başkanının
akademik niteliğinin yüksek olmasını ve demokrasi anlayışını
üniversiteye yansıtacak bir kişiliğe sahip olmasını,dünyadaki
gelişmiş üniversiteler örneğinde değişim ve dönüşümün önünü
açabilecek.çoğulcu-katılımcı demokrasi ile kurul kararlarının
uygulayıcısı olabilecek niteliklere sahip olmalı.Her siyasi görüş
ve ideolojiye karşı üniversiteyi koruyacak,her türlü düşüncenin
üniversitelerde özgürce tartışılabileceği ortamları
yaratabilecek(Öğrencisi ve öğretim elemanı ile),yıpranmamış olacak
v.b gibi konularda bilgiler aktardık.
Derneğimizin bu dönemde yaşanabilecek olumsuzlukları
cumhurbaşkanlığı özel kalemine telefon ile söylememiz sonrası, özel
kalemden gelen bir telefon ile cumhurbaşkanının bizleri dinlemek
üzere davet etmesi sonrası yaptığımız bu görüşme üniversiteler ve
derneğimiz adına olumlu geçmiştir. Dernek olarak konuların takipçisi
olacağımızı da ifade ettik. Sayın GÜL’e verdiğimiz Raporları da
sizlerin bilgisine aktarıyoruz.
Saygılarımızla.
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Yönetim Kurulu
CUMHURBAŞKANINA SUNDUĞUMUZ RAPORLAR
YÖK ve Üniversiteler Raporu
Maaşlar ve üniversiteye ayrılan
kaynaklara ilgili OECD raporundan bir bölümü
Anayasa toplantımızın sonuç raporunu
Etik değerlere
saygı ve intihalleri kınama imza kampanyası yazısını verdik
|