|
Cumhuriyet
Bilim Teknik Dergisi 28 Mart 2008 günü köşenizde “Kemal
Alemdaroğlu’na Geçmiş Olsun“ başlıklı yazınıza yanıtımızdır.
Birinci olarak;
Yazınızın ilk paragrafında “:
Rektörlük seçimleri esnasında, rakipleri bir belge ile
C.B.T’.ye gelmişti.
“Rakipleri dediğim, o sırada Öğretim Üyeleri Derneği altında
faaliyet gösteren üniversite hocalarıydı. Alemdaroğlu’na şiddetle
karşıydılar ve yeniden rektör seçilmesini önlemek için var
güçleriyle çalışıyorlardı. “
sözleriniz ile Kemal Alemdaroğlu’nun da
içinde bulunduğu intihal olayından söz ederken Derneğimizi ilgili
rektör adayına rakip gibi göstermişsiniz. Oysaki burada söz
konusu olan bir üniversiteyi yönetecek olan kişinin hangi kriterlere
sahip olması ile ilgili bir tespittir.
Derneğimizin adı “Üniversite Öğretim
Üyeleri Derneği”dir. Derneğimiz, 1990 yılında İstanbul’daki
üniversitelerde çalışan öğretim üyelerince kurulan
ve bugün 1160 üyesi olan
önemli bir demokratik kitle örgütüdür. Tüzüğü ve ilkeleri
gereği akademik bilim etiği
kurallarını ön plana alan
üniversiter bir örgüttür Söz konusu
dönemde yönetim kuruluna imzalı olarak ulaştırılmış olan intihal
dosyasını yönetim kurulu görüşmüş sorumluluğu gereği dosyayı,
intihal açısından incelenmek üzere konu ile ilgili bilim insanlarına
göndermiştir. İnceleme sonucunda eserin intihal olduğu
belirtilmiştir. Böyle bir durumda dernek yönetimi üzerine düşen
görevi yapmış ve bu belgeleri ilgili yasal mercilere gerekli
işlemlerin yapılması için resmi yazıları ile göndermiştir. Bu arada
basına ve başında bulunduğunuz, bilim etiği konusundaki titiz
davranış ve yayınlarınız nedeni ile değer verdiği CBT ye yani size
de ulaştırmıştır. Derginin üniversite bilim çevrelerince okunması ve
böylesine önemli bir intihal olayının açığa çıkarılması ve örnek
teşkil etmesi, her şeyden önce bilim adına önemlidir. Yönetim
kurulu, yönetim kadrolarından birine ve dolayısıyla yönetmeye talip
olan bir bilim insanının intihal yapmış olmasını bütün bilim camiası
için olmaması gereken kötü bir örnek olarak değerlendirmiş ve bu
bilinç ile size dosyayı göndermiştir.
Siz yazınızda dosyayı incelettiğinizi
ve olayın intihal olduğunu açık ve net olarak da belirtmiş
durumdasınız.O dönem derneğimiz başkanı ile sık sık görüşmeler
yaptığınızı ve konuya sahip çıktığınızı da defalarca belirttiğinizi
bilmekteyiz. Bunun dışında sizin şahsi fikriniz olan “şu veya bu
kişiye şiddetle karşı olmak” veya olmamak bu olayın
açıklanmasına engel midir? Kim olursa olsun, ne zaman olursa olsun
olumsuz davranışların üstüne gider ve korkusuzca açıklayabileceğimiz
ortamları yaratabilirsek üniversite, bilim ve hatta sorumlu
gazetecilik çok daha ileriye gidebilir.
Bu olayın yurt dışında bile plagiarism olduğu belgelenmiştir..YÖK
ün soruşturma açması beklenirken Kemal Gürüz, ahbap çavuş ilişkisi
içinde intihal olayını görmezlikten gelmiştir. İstanbul Tabip Odası
mesleki etik kuralı gereği Kemal Alemdaroğlu'na verdiği meslekten
belli süre men cezasının da İdari Mahkemece iptal kararı intihalin
olmamasından değil; Oda'nın bu suça ceza verme yetkisinin olmaması
yönünde idi. Bunları bildiğiniz ve o dönemde inandığınızı
belirttiğiniz halde, yazınızda intihal suçlamasından çark
ettiğinizi görmek ve “Alemdaroğlu düşmanı medya” ve
”Alemdaroğlu karşıtı dernek” gibi deyimler kullanmanız, dahası
aklayıp, savunmanız ve de günah çıkarma içinde olduğunuzu görmek
bizleri hem şaşırttı hem de CBT adına oldukça üzdü.
İkinci olarak;
“Alemdaroğlu’na karşı kampanya sürdüren
Öğretim Üyeleri Derneği’nin yöneticilerinin bir üniversite
vizyonları olmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Aslında, yaptıkları
bir panelde ben de bildiri sunmuş, “Nasıl Bir Rektör Nasıl Bir
Üniversite” konusunda öteden beri savunduğum görüşlere dağlar kadar
uzak olduklarını görmüştüm! Bir post kavgası söz konusuydu artık
benim için...”
ifadelerinize yanıtımız
.Akademik ortamda akademik
insanların katıldığı bir toplantıda konu ile ilgili her düşünce
özgürce ifade edilir ve karşı görüşler özgürce tartışılır. Eğer siz
bu tartışmadan ”benim dediğim doğru diğerleri görüşlerime dağlar
kadar uzak” sonucu çıkardı iseniz bu tartışmanın doğasına aykırıdır.
Birlikte tartıştığınız kişiler yıllarını bu camiada çalışarak
geçirmiş ve doğal olarak ortamı içerden eleştirebilecek yetkinliğe
sahip olan kişilerdir.
www.univder.org adresinden o günkü toplantı tutanaklarına
ulaşıp yönelttiğiniz gerçekçi olmayan suçlamalar yerine somut
görüşler ileri sürerseniz sanırız daha akademik ve olması gereken
bir tartışma yapmış oluruz.Ayrıca derneğimizi ve derneğimizin
üyelerini tanımadan yapmış olduğunuz yorumlar, bir gazetecide olması
gereken araştırmacı kimlik ile bağdaşmamaktadır.1989 yılından bugüne
kadar dernek yönetiminde yer alan bilim insanları kendi dallarında
bilimsel çalışmaları,bilim dünyasına yaptıkları
katkıları,vizyonları,misyonları ve yaptıkları toplumsal çalışmaları
ile ülkemizin önde gelen bilim insanlarıdır ve bu akademisyenler
sizin yaptığınız suçlamaları hak etmemişlerdir.
Üçüncü olarak;
“Alemdaroğlu’nun yönetim tarzının
üniversitede tepki yaratması, değerli Anayasa Profesörü Prof. Bülent
Tanör’e hastalığı döneminde üniversite yönetiminin büyük
hoşnutsuzluk yaratan tutumu, Alemdaroğlu’na karşı oluşan havanın
bizi de önemli ölçüde etkilediğini belirtmeliyiz”
görüşünüze yanıtımız.
.Sizin belirttiğiniz “büyük
hoşnutsuzluk yaratan tutumu” ifadesi çok yumuşak bir ifadedir.
K.Alemdaroğlu, faşistler ve gericiler ile işbirliği içinde başta
sevgili Tanör’ün (Üyemizdi) olması üzere ilerici, demokrat, çağdaş
öğretim üyelerine karşı savaş ilan etmiş ve rektörlük makamının
verdiği yetkileri kötüye kullanmış, baskıcı faşist, despotik bir
yönetim uygulamıştır. Tanör dâhil 10 öğretim üyesine olumsuz sicil
vermiş, hepsi yargıdan dönmüş, yargı kararlarını hiçe saymış,
darbeci adamları anayasa anabilim dalına yardımcı doçent yapmıştır.
Sevgili Tanör bir ifadesindeki bu sözleri ile
"Bu
soruşturma da, hakkımda açılan diğer soruşturmalar gibi, despotizm
heveslilerine karşı durmamın bir sonucudur. Ayrıca Türkiye'nin en
büyük fikri değeri olan Atatürkçülük ve Kemalizm'in kişisel keyfilik
ve despotizm heveslilerinin elinde kalkan olmasına her zaman karşı
çıktım, bundan sonra da karşı çıkacağım." O dönemi açık ve net
bir biçimde ifade etmiştir.Sizin ifade
ettiğiniz gibi saldırılarını azgın gericilere karşı değil T.Saylan’ın
da dâhil olduğu bir çok ilerici düşünen bilim insanlarına karşı da
sürdürmüş,yanına gerici,faşist,yardakçı bir çok ahlaksızı da almış
onlara her türlü imkânı sağlamış,üniversiteyi adeta bölmüştür.
Dördüncü olarak;
“Alemdaroğlu’nun, üniversitesinin bilim
ve araştırma başarısını yükselttiği de bir gerçektir”
cümlenize yanıtımız. Eğer Rektör
Prof. Dr. Bülent Berkarda (1993-1997) dönemini incelemiş olsaydınız
İstanbul Üniversitesi’ndeki bilimsel gelişmelerin hangi dönemde
başladığı ve ilerlemeler yaptığını görebilirdiniz.
İstanbul Üniversitesi Araştırma Fonu
2547 sayılı YÖK kanunuyla kurulmuş ve 1984 yılında Prof. Dr. Sevim
Büyükdevrim yönetiminde çalışmalara başlamıştır.
1994 yılı başında Prof. Dr. Engin
Bermek tarafından yeniden yapılandırılmış, proje türleri net olarak
tanımlanmış, ayrıca projeleri ön değerlendirmeden geçiren bir
Uzmanlar Komitesi kurulmuştur.Bu dönemde İstanbul Üniversitesi’nin
bilim-teknoloji politikaları belirlenmiş,araştırma projelerinin
desteklenmesindeki ilke ve kriterler belirlenmiş ve çok sayıda proje
desteği sağlanmıştır.Bu dönemde, derneğimizin çok değerli üyeleri de
bu değişim dönüşüm içinde görev yapmıştır.Engin Bermek , Burhan
Şenatalar,Ayhan Ulubelen vb..
Bu destekler ürünlerini birkaç yıl
içinde göstermiş ve İstanbul Üniversitesi bilimsel gelişmeye
başlamıştır. Bu değişim çok önemlidir. İlk tarihsel değişimin ve
bilim politikalarının saptanması ve uygulamaya geçilmesinin önemini
siz en az bizler kadar bilmelisiniz. Ayrıca ilk olarak 1994 yılından
itibaren kütüphane bilgisayar teknolojisine geçmiş, tüm yayınlar
bilgisayara yüklenmiştir. Yıllardır CBT nin başında olmanız size
şunu öğretmiş olabilir.Bu pozitif değişim üniversitelerde
uygulanmaya başlamasından en az üç dört yıl sonra meyvelerini
vermeye başlayabilir.İşte bu dönem Alemdaroğlu dönemidir.Ancak bu
uygulamalara katkı sağlayarak geliştirmesi de takdir edilmelidir.
Saygılarımızla
Üniversite Öğretim Üyeleri
Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Tahsin Yeşildere
Ekler:a.Üniv.Öğretim
Üyeleri Derneği Bültenleri,2004 ten sonra
www.univder.org
b.Prof.Dr.Bülent
Tanör Dosyası (saygıyla anıyoruz)
c.Yayınlarımızdan bazıları
|