|
|
Yakın Plan > Şubat 2008 |
|
Tarih |
Konu |
Konuk |
|
25 Şubat Pazartesi
|
Türban Düzenlemesi |
Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Burhan
Şenatalar’la ve
Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor İsmail
Hakkı Ünal |
Oğuz Haksever:
Karışıklık, kaos, belirsizlik, gerilim, tereddüt herkes kendine göre
yorumlayabilir durumu. Ama türban, bu kavramların şemsiyesi altında
sorun olmaya devam ediyor. Üstelik de farklı bir zeminde. YÖK
başkanlığı ile rektörler ve YÖK başkanlığı ile üniversitelerarası
kurul, YÖK başkanlığı ile bazı YÖK üyeleri arasında karşılıklı
bildirileşmeler açıklamalar halinde bir sorundur gidiyor. YÖK
başkanlığı,"anayasa değişti bu yeterli türbanlı öğrencileri alın"
diye rektörlere yazı gönderdi. 9 YÖK üyesi kanun gerekir türban
serbestisi uygulanmamalı diye açıklama yaptı bildiri yayınladı.
Talimatın kanunsuz olduğunu öne süren rektörler oldu. YÖK başkanlığı
bunun üzerine bir açıklama daha yapma gereği hissetti. Cumhuriyet'in
niteliklerinin, özgürlükleri sınırlandıramayacağı vurgulandı ve
serbestiyi uygulamayanların suç işlediği ima edildi. Sessiz, kağıt
üzerinde sert bir gerilim var. İyi günler. Türban serbestisi ile
ilgili farklı zemindeki bu tartışmayı, gerilimi Yakın Plan’a
alıyoruz. Konuyu iyi irdelemek için dün akşamdan bu yana olanları
özetlemekte yarar var. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan dün akşam
rektörlere bir yazı gönderip türban serbestisinin hayata geçirilmesi
için anayasa değişikliği dışında yeni bir düzenlemeye ihtiyaç
olmadığını bildirdi. Bu açıklamanın ardından bu sabah YÖK genel
kurulunun 9 üyesi bir bildiri yayınladı ve türban düzenlemesinin
mutlaka kanunla yapılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu
vurgulandı. Bildiride YÖK başkanlığınca yapılan açıklamanın yetki
saptırması niteliğinde olduğu ve hukuken yok hükmünde sayılması
gerektiği vurgulandı.
-Anayasa
değişikliklerinin onaylanmasının ardından dün üniversitelere bir
yazı gönderip "türbanlıların üniversiteye alınması için kanuni
düzenlemeye ihtiyaç yoktur" diyen YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a 9
YÖK üyesi yayımladıkları bildiri ile cevap verdi. YÖK üyeleri Yusuf
Ziya Özcan'ın üniversitelere gönderdiği yazı ile yükseköğretim
kurumlarında kılık kıyafetle ilgili anayasa mahkemesi içtihatları
ile oluşturulan hukuki durumu ortadan kaldırmak istediğini
vurguladı. Bildiride, YÖK başkanlığının yaptığı değerlendirmenin
öncelikle anayasanın 42.nci maddesine eklenen düzenlemeye açıkça
aykırı düştüğü savunuldu.
-Çünkü bu
hükümle kılık-kıyafet dahil yükseköğrenim hakkını sınırlayan
sebepleri belirleme yetkisi kanun koyucuya tanınmıştır. Dolayısıyla
bu düzenlemenin de mutlaka kanunla yapılması anayasal bir
zorunluluktur. Yasama organı söz konusu yasayı çıkarmadan ne yüksek
öğretim kurumunun ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma
yetkisi yoktur. Hiç bir kimse veya organ kaynağını anayasadan
almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Bu nedenle de YÖK
başkanlığınca yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde
olup hukuken yok hükmündedir.
-Dokuz YÖK
üyesinin imzalarını taşıyan bildiride anayasanın 10 ve 42.nci
maddelerinde yapılan değişikliklerin anayasa mahkemesi içtihatları
ile oluşan ve AİHM'le ilgili hukuki durumu ortadan kaldırmadığı
vurgulandı. Aksine yapılacak değerlendirmelerin anayasa'nın laiklik
ilkesine açıkça aykırı düşeceğinin altı çizildi.
-Bu nedenle
anayasa değişikliğinden sonra da yükseköğretim kurumlarında kılık
kıyafetle ilgili uyulması ve uygulanması gereken hukuki statü
mahkeme kararlarına dayanak oluşturan mevcut hukuki durumdur.
Mahkeme kararlarına uymak anayasal ve bir zorunluluktur.
Oğuz Haksever:
Hemen belirtelim daha sırada pek çok haber var bildirilere dayanan
durumu aktaran ayrıca üniversitelerde neler oldu bunarlıda
ekranlarınıza getireceğiz. Ama stüdyoda Bilgi Üniversitesi Öğretim
Üyesi Profesör Doktor Burhan Şenatalar’la birlikte olduğumuz şu
aşamada vurgulamamız lazım. Kendisi aynı zamanda eski bir YÖK üyesi
bunu da hatırlatıyoruz. Az önce aktardığımız bu gelişmenin ardından
YÖK başkanlığından yeni bir açıklama geldi. Rektörlüklere gönderilen
"türban serbestisini uygulayın" yönündeki yazıya yönelik tepkilere
karşı yapılan bir açıklamaydı bu. Cumhuriyet'in niteliklerinin,
özgürlükleri sınırlandıramayacağı vurgulandı açıklamada. Serbestiyi
uygulamayanların suç işlemiş olacağı da ima edildi. YÖK'ün
açıklamasında, "anayasa'nın 13.ncü maddesinde yer alan cumhuriyetin
ve dolayısıyla devletin anayasada belirlenen nitelikleri, temel hak
ve hürriyetlerin korunmasının ve geliştirilmesinin teminatı olup,
hiçbir biçimde kişi hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının
gerekçesi olarak kullanılamazlar " ifadesine yer verildi. "Kişilerin
belirli bir kılık ve kıyafet tarzını benimsemeleri veya terk
etmeleri yönünde zorlamaya tabi tutulması, Türk ceza kanununun 106.ncı
maddesinde tanımlanan tehdit suçunu oluşturur." denildi açıklamada.
Açıklamada kanunda açıkça gösterilmemiş bir nedene dayanarak
yükseköğretim hakkının engellenemeyeceği de vurgulandı. YÖK
başkanlığının açıklamasında ayrıca bir kanuni düzenleme yapılmasının
gerektiği yolundaki açıklamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu da
ifade ediliyor. YÖK başkanının açıklamasının ya da rektörlere
gönderdiği talimatın ardından bütün haber merkezleri bugün sabah
toplantılarında hangi üniversitelerde durumun izleneceğini konuştu.
Ekipler görev yerlerine gitti. Uygulamalar saptandı ve anlaşmazlık,
tartışma uygulamalarda kendini gösterdi. Yasağı kaldıran
üniversiteler azınlıktaydı.
-Burası Marmara
Üniversitesi. Üniversitenin Göztepe kampüsünde öğrenciler
türbanlarını çıkardıktan sonra kampüse alınıyor. Yıldız ve İstanbul
teknik üniversiteleri de türbanlı öğrencileri üniversiteye almıyor.
-Öğrenci:
Görüyorsunuz almıyorlar işte bizim yapabileceğimiz bir şey yok.
-YÖK'ün
türbanlı öğrencilerin derslere alınması konusunda üniversitelere
gönderdiği gece yarısı bildirisine rağmen Ankara'daki
üniversitelerde de değişen bir şey yok. Ankara, Gazi, Hacettepe
üniversitelerinde öğrenciler türbanları ile derslere giremezken,
ODTÜ ve Bilkent üniversitelerinde de türban yasağı uygulanıyor.
-Güvenlik
Görevlisi:
Uygulamada
değişen bir şey yok rektörün kesin talimatı içeri alamıyoruz şimdi.
-Gazi, ODTÜ ve
Hacettepe üniversitelerinde türbanlı olarak kampüse girebilen, ancak
derslere alınmayan öğrenciler tepkili.
-Öğrenci:
İçeri almıyorlar bizi hiçbir şekilde kendilerine yazı gelmediğini
iddia ediyorlar
-Öğrenci:
Bize bu hak tanındı zaten bugüne kadar girmememiz saçma.
-İzmir'deki 5
üniversitede YÖK başkanının genelgesi dikkate alınmıyor ve türbanlı
öğrencilerin üniversiteye girişine izin verilmiyor. Konya Selçuk,
Kayseri Erciyes, Gaziantep üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal,
Diyarbakır Dicle, Yüzüncü Yıl, Karadeniz Teknik, Rize
üniversitelerinde ise türbanlı öğrencilerin kampüslere girmesine
izin veriliyor.
Oğuz Haksever:
Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü
Profesör Mustafa Akaydın, ''kurul olarak, yüksek öğretim kanunu
hükümlerini uygulamak zorunda olduğumuz için, baş örtülü
öğrencilerin kampüslere alınmamasına karar verdik" dedi.
-Mustafa
Akaydın:
Şu anda yeni bir uygulamaya gerek olmadığını yani başı örtülü olarak
öğrencilerimizi kampüse alamayacağımıza eski durumun davam etmesi
gerektiği kararını verdik bununla ilgili de bir basın duyuru metni
hazırlanıyor. Ama ana hatları ana çerçevesi yönetim kurulu
oybirliğiyle kabul edildi. Sayın cumhurbaşkanının onayladığı halede
çok olağan olmayan bir gerekçe düşünceleri var o düşünceler içinde
de mutlaka bunun yeni bir yasal çerçeveyle ayrıntılarının
belirlenmesi gerektiğine sayın cumhurbaşkanı da atıfta bulunmuştur.
Dolayısıyla biz şu anda 2547 sayılı yüksek öğretim kanunun
hükümlerini uygulamakla yükümlüyüz bu da kamu yöneticisi
sorumluluğumuzdan gereği yerine getirilmektedir. Eğer 2547’de
anayasadaki değişiklik çerçevesinde yasa yapıcı organ bir
değişikliğe giderse onun gereği yeniden tartışılır.
Oğuz Haksever:
Benzer nitelikte bir açıklamayı daha getirelim ekrana okuluna daha
doğrusu üniversitesine türbanlı öğrencileri almayan bir rektörün
gerekçeleri. İşte İstanbul Üniversitesi Rektörü Mesut Parlak’ın
söyledikleri.
-Mesut Parlak:
Çok üzülerek söylüyorum ulusal bütünlüğümüz için hudutta patır patır
15 tane yağız delikanlımız karların üstüne şehit olarak düşerken
böyle bir konunun Türkiye gündemini işgal etmesi doğrusu çok acı.
Hiçbir Türk yurttaşının içine sindiremeyeceği bir şey. Şimdi burada
ne olacak? Üniversite rektörleriyle yurttaşları karşı karşıya
getirecekler. Yeni bir durum diye bir şey yok. Yapılan 10 ve 42.nci
maddeler herhangi bir değişiklik de getirmedi. Anayasanın geçmişteki
koyduğu yasaklar kalkmadı. Zaten yeni uygulamada da kanunla
belirlenir diye bir karar alındı. 17.nci maddede bir değişiklik
olmadığı sürece bizim uygulamamızda herhangi bir değişiklik olmaz
devam edeceğiz.
-İstanbul
üniversitesi rektörü, yayımladığı metin nedeniyle YÖK Başkanı Yusuf
Ziya Özcan hakkında suç duyurusunda bulunulabileceğine de dikkat
çekti.
-Mesut Parlak:
Sayın YÖK başkanının metni de doğrusu akıl alır gibi bir şey değil.
Hiç kimse yargının üstünde değildir. En azından bir YÖK başkanı YÖK
genel kurulu toplayarak herhangi bir karar almalı idi veyahut da
böyle bir metni onlarla tartışıp paylaşmalıydı. Bir kısım YÖK
üyeleri ve rektörler olarak bunu inceletip suç duyurusunda
bulunulabilir çünkü bu öyle kolay gönderilebilecek bir metin değil.
Oğuz Haksever:
Görüldüğü gibi taraflar birbirini suç işlemekle ima ediyor suç
işlemekle suçluyor. Şimdi farklı bir görüşü ekranlara getirmek lazım
daha doğrusu yayına getirmek lazım. Üniversitelerde türbanın serbest
bırakılmasını destekleyen isimlerden biri. Ankara Üniversitesi
Öğretim Üyesi Profesör Doktor İsmail Hakkı Ünal ve şu anda sayın
Ünal telefon hattımızda iyi günler efendim.
İsmail Hakkı
Ünal:
İyi günler sayın Haksever.
Oğuz Haksever:
Ne dersiniz sizin gerekçeleriniz son aşamada şu aşamada türbanın
serbest bırakılması yönündeki görüşünüze gerekçeleriniz neler
efendim?
İsmail Hakkı
Ünal:
Efendim ben her şeyden önce bu konunun özgürlükler açısından ele
alınması gerektiği kanaatindeyim. Yani üniversitelerimiz bu konuda
öncü olmalılar. Toplumdaki bütün kurumlar farklı düşünseler bile
üniversitelerimiz bir takım yasakların kıskaç altında olmamalılar.
Özgürlüklerin önünde bir rehber olmalılar yol açıcı olmalılar. Ve bu
açıdan da bu konuda tutumları daha esnek olmalı ben o açıdan çok
yadırgıyorum hakikatten son noktada gelinen bu anda noktayı çok
yadırgıyorum. Çünkü düşününki ülkenin toplumun çük büyük bir kısmı
böyle bir konuda serbestlik olmasını istiyor. O toplumun yine yasama
organına yansıyan çok büyük bir çoğunluğu da bu konuda hem de
anayasa düzeninde bir kanun değişikliği yapıyor buna rağmen yine
üniversitelerin bağlı olduğu kurum YÖK’de bu doğrultuda hareket
edilmesi gerektiğini söylüyor. Ama buna rağmen çok katı tutumlar
içinde olunuyor bu çok doğru değil. Yani bu noktada ideolojik bir
kamplaşma içine girmenin çok faydalı olmadığını düşünüyorum ve
burada öğrencilerimizin eğitim hakkını öncelememiz gerektiği
kanaatindeyim. Burada biz kavga ediyoruz öğrencilerimiz mağdur
ediliyorlar veya psikolojik olarak rahatsızlık içerisine sevk
ediliyorlar. Ben bu açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum.
Oğuz Haksever:
Sayın Ünal ortada şöyle bir manzara var affedersiniz ortada şöyle
bir manzara var türbanlı öğrenciler üniversiteye giriyorlar yani
türbanlarını çıkarıp derslere gidiyorlar. Dolayısıyla çok net bir
öğretim haklarının engellenmesi gibi bir durum ortada yok görüntüler
bize biraz onu anlatıyor ama siz tedirginlikten bahsediyorsunuz.
İsmail Hakkı
Ünal:
Oğuz bey size normal geliyor mu yani siz bir dayatma yapıyorsunuz
öğrenciye pantolonunu çıkar içeri gir diyorsunuz diyelim ki
pantolonunuzu çıkarıp sizi içeri alıyorlar. Yani bu normal mi sizin
için. Yani burada öğrencinin yapmış olduğu bir tercihi ve bunu da
inancının gereği yaptığını söylediği bir tercihi siz hayır bunu
yapamazsınız diyorsunuz zor altında tabi giriyor. Zaten dinimizde de
zor altında bazı yasaklara cevaz verilmiş. Yani baskı altındasınız
dolayısıyla öğrenci eğitimini tercih ediyor giriyor. Ama bu içinde
bulunduğu psikolojik durum ve kendisinin aşağılanması bir yerde
kendisinin efendim böyle yasaklarla baskı altında tutulması durumu
normal mi yani buna normal diyebilir miyiz?
Oğuz Haksever:
Anlıyorum sayın Ünal size belki yeniden bağlanabileceğiz teşekkür
ederiz. Stüdyomuza dönüyoruz Burhan beye tekrar hoş geldiniz diyoruz
sayın Şenatalar. Bilgi Üniversitesinde durum nedir önce onu
öğrenelim.
Burhan
Şenatalar:
Bilgi üniversitesinde benim gözlemleyebildiğim kadar daha önceki
uygulama devam ediyor. Yani özellikle bir değişiklik yapıldığını ben
zannetmiyorum. Ama sadece bir kampüste görev yaptığım için hepsi
hakkında bir şey söyleyemem. Şu anda yasa değişikliği
gerçekleşmediği sürece bende hukukçuların önemli bir bölümünün ileri
sürdüğü iddiayı geçerli görüyorum YÖK üyesi olan 9 kişinin
yayınladığı bildiriyi de geçerli görüyorum. Çünkü anayasa
değişikliğinde yasa ile bir sınırlamadan söz ediliyor. O yasa
çıkartılmadığı sürece neyin sınırlandığı henüz soru işaretidir
boşlukta durmaktadır. Ayrıca bir temek prensip olarak anayasa da
yasa ile düzenlenir denilen bir onu da yasa düzenlenmediği sürece
zaten düzenlenmemiş demektir. O nedenle şu anda bence hukuki olarak
yeni bir durum doğup doğmadığı konusunda doğmadığı görüşü bana daha
isabetli geliyor. Ben bu gibi konularda kendim şahsen hukukçu
olmadığım için güvendiğim anayasa hukukçularını ve güvendiğim idare
hukukçularının görüşlerine başvuruyorum. Ve bu başvurularımdan
aldığım bilgilerde YÖK üyesi 9 kişinin yayınladığı bildiriyle
paralel.
Oğuz Haksever:
Tamam bu konudaki görüşünüzü açıkladınız ama ortada çok enteresan
bir durum var. Yani YÖK içinde artık böyle bir ayrışma söz konusu
başkan ve bir takım YÖK üyeleri onun dışında üniversiteler arası
kurul ayrı bir oluşum olarak dikkat çekiyor nereye gidiyor bu?
Burhan
Şenatalar:
Şimdi bunu çok ciddi bir sorun olarak görüyorum. Bakın 2008
başındayız Türkiye üniversitelerinin bugün bir reformu tartışması
gerekirdi. Üniversitelerimizin kaynak sorununu tartışması gerekirdi
yayın meselesini tartışması gerekirdi. Bunun yerine biz şimdi
türbanı tartışıyoruz üstelik buna bir tartışma demekte çok kolay
değil doğrusu. Bir, çatışma eve kutuplaşma yarattık durduk yerde.
Bunun sorunlusu kimdir çok net söyleyeyim bunun sorumlusu aslında
hükümettir. Yüzde 47 sendromu bu yani yüzde 47’yi ele geçirdik
mecliste büyük bir çoğunlumuz var demek ki artık yapmak istediğimiz
her şeyi yapabiliriz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı esas
dayanağı şuydu; toplumun önemli bir kesimi bir tehdit algılaması
duyuyorsa o zaman yasaklanabilir. Yasaklayın demedi ama böyle bir
durum varsa yasaklayabilirsiniz dedi.
Oğuz Haksever:
Kararınıza saygılıyım dedi.
Burhan
Şenatalar:
Evet kararınızı kabul ediyorum bozmanız değiştirmeniz gerekmez dedi.
Benzer bir şekilde Amerika’da özgür olan serbest olan bazı semboller
örneğin Almanya’da yasak. Amerika’da isterseniz bir gamalı haçla bir
üniversitede veya şehirde dolaşabilirsiniz belki Nazi görüşlerini
savunan bir partide kurabilirsiniz ama Almanya’da yasak. Çünkü
geçmişinden dolayı özel bir anlamı var orada. Dolayısıyla türban
sorununu benim düşüncem şu türban sorununu biz bu tehdit algılaması
çerçevesinden çıkartıp sadece bir özgürlük tartışması olarak
yaşayabilseydik o zaman toplumun önemli bir kesimi de artık serbest
olsa da sorun yok diyebilirdi. Şimdi AKP özellikle başbakan
cumhurbaşkanı seçiminin birinci aşamasında uzlaşmayla yapacağız dedi
sonra hiçbir uzlaşma görmedik. YÖK başkanının atanmasında hiç bir
uzlaşma görmedik, merkez bankası başkanının atanmasında…
Oğuz Haksever:
Bir dakikanızı rica edeyim başka önemli olaylar oluyor çünkü şehit
cenazeleri kaldırılıyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak’ın
kuzeyinde sürdürdüğü operasyonlarda şehit olan Piyade Binbaşı Zafer
Kılıç, Kara Pilot Yüzbaşı Tekin Işık’la Kara Pilot Üsteğmen Gürcal
Ulucan için Kocatepe’de Ankara’da camide tören düzenleniyor.
Ayrıntıları da Sibel Erdem aktarıyor.
Oğuz Haksever:
Yakın Plan programındaysa türban konusunda YÖK başkanlığıyla
üniversitelerarası kurul YÖK başkanlığıyla bazı YÖK üyeleri ve YÖK
başkanlığıyla rektörler arasındaki anlaşmazlığı ele alıyorduk sayın
Burhan Şenatalar’ı dinliyorduk. Şenatalar’da hiç bir uzlaşma yüzde
47 sendromu diye başlamıştı hiç bir uzlaşma olmadan böylesine
düzenlemeler oluyor demişti.
Burhan
Şenatalar:
Evet şimdi cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşmaya gidilmedi merkez
bankası başkanı atanırken de benzer bir buyurgan tavır gösterildi.
Türban aslında zaman içinde çözülebilecek bir sorun Türkiye'de.
Zaman içinde çözülmesi de bir uzlaşmayla olabilir güven vererek
olabilir. Bu güven meselelerinde bence türban meselesinin getiriliş
biçimi son derece yanlış oldu. Türban meselesinin getirilmesi bence
zorunlu din derslerinin kaldırılması ile birlikte olabilirdi.
Zorunlu din dersi diye bir şey olmaması gerekir günümüz dünyasında.
Aynı şekilde Alevilerin taleplerinin karşılanması yerine
getirilmesiyle birlikte yerine birlikte getirilmeliydi. O da çünkü
din ve inanç özgürlüğünün bir parçası. Aynı şekilde imam hatip
liselerinin böyle ikinci bir paralel genel lise gibi genişletilme
eğiliminden vazgeçildiğine dair bir teminat verilmesi aynı şekilde
kamu görevlileri için herhangi bir şekilde türban takmanın söz
konusu olmayacağının garantisinin verilmesi. Şimdi böyle bir paket
verildiği zaman Türkiye inanç özgürlüğüne daha ağırlık veren ve onu
çeşitli alanlarda gerçekleştirmek isteyen bir ülke olduğunu ortaya
koyardı. Toplumun çeşitli kesimleri böyle bir konuyu tartışırdı
zaman içinde bir uzlaşma noktasına gelebilirdi. Bugün uzlaşma diye
bir şey yok yani AKP ile MHP arasındaki uzlaşma değil bir mutabakat
bir işbirliği. Üniversiteler açısından çok ciddi bir sorun yaratıyor
bence. Biraz evvel söylediğiniz çatışmalar var bence özellikle
önemli olan nokta şu; YÖK başkanının giderek hükümete yaklaşan ve
hükümetin adeta direktif verdiği talimat verdiği yönlendirdiği bir
kişi izlenimi uyandırıyor. Rektörlerle arası giderek açılıyor.
Rektörlerle ilgili olarak mesela bir kaç tane hata yaptı gelir
gelmez birinci meselesi türbanla ilgili bir açıklama oldu o bir
hataydı. Üniversitelerarası kurul toplantısına gitmesi ve bildiri
yayınlamayın demesi ikinci hataydı. Onu söylerken ben sizin sicil
amirinizim demesi daha da büyük bir hataydı. Sicil amirinizim yani
ona göre bir anlamda aba altından sopa göstermek o da büyük bir
hataydı. Şu anda 23’ünde resmi gazetede yayınlanmış bir konuyu 24’ü
gecesi üniversitelere duyuruyor bence çok hatalı. Aynı zamanda 9 YÖK
üyesinin yaptığı açıklamaya karşı açıklama yapıyor bu tek kelimeyle…
Oğuz Haksever:
Bir atışma başladı.
Burhan
Şenatalar:
Bence atışma değil burada bir yönetememe durumu var ve bir şekilde
inatlaşmaya çatışmaya götüren bir tavır var. Ve ben şuna inanıyorum
bu davranış tarzıyla üniversitelere katkıda bulunması YÖK başkanının
olanaksız.
Oğuz Haksever:
Sayın Şenatalar çok teşekkür ediyoruz programımıza katıldığınız için
sağ olun. Yayınımız bundan sonra yine cenazeye bağlanarak devam
edecek anladığımız kadarıyla. Saat başında da eğer olursa haberlerde
görüşmek üzere hoşça kalın.
|