Yakın Plan > Şubat 2008

Tarih

Konu

Konuk

25 Şubat Pazartesi

Türban Düzenlemesi

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Burhan Şenatalar’la ve

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor İsmail Hakkı Ünal

Oğuz Haksever: Karışıklık, kaos, belirsizlik, gerilim, tereddüt herkes kendine göre yorumlayabilir durumu. Ama türban, bu kavramların şemsiyesi altında sorun olmaya devam ediyor. Üstelik de farklı bir zeminde. YÖK başkanlığı ile rektörler ve YÖK başkanlığı ile üniversitelerarası kurul, YÖK başkanlığı ile bazı YÖK üyeleri arasında karşılıklı bildirileşmeler açıklamalar halinde bir sorundur gidiyor. YÖK başkanlığı,"anayasa değişti bu yeterli türbanlı öğrencileri alın" diye rektörlere yazı gönderdi. 9 YÖK üyesi kanun gerekir türban serbestisi uygulanmamalı diye açıklama yaptı bildiri yayınladı. Talimatın kanunsuz olduğunu öne süren rektörler oldu. YÖK başkanlığı bunun üzerine bir açıklama daha yapma gereği hissetti. Cumhuriyet'in niteliklerinin, özgürlükleri sınırlandıramayacağı vurgulandı ve serbestiyi uygulamayanların suç işlediği ima edildi. Sessiz, kağıt üzerinde sert bir gerilim var. İyi günler. Türban serbestisi ile ilgili farklı zemindeki bu tartışmayı, gerilimi Yakın Plan’a alıyoruz. Konuyu iyi irdelemek için dün akşamdan bu yana olanları özetlemekte yarar var. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan dün akşam rektörlere bir yazı gönderip türban serbestisinin hayata geçirilmesi için anayasa değişikliği dışında yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığını bildirdi. Bu açıklamanın ardından bu sabah YÖK genel kurulunun 9 üyesi bir bildiri yayınladı ve türban düzenlemesinin mutlaka kanunla yapılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Bildiride YÖK başkanlığınca yapılan açıklamanın yetki saptırması niteliğinde olduğu ve hukuken yok hükmünde sayılması gerektiği vurgulandı.

 

-Anayasa değişikliklerinin onaylanmasının ardından dün üniversitelere bir yazı gönderip "türbanlıların üniversiteye alınması için kanuni düzenlemeye ihtiyaç yoktur" diyen YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a 9 YÖK üyesi yayımladıkları bildiri ile cevap verdi. YÖK üyeleri Yusuf Ziya Özcan'ın üniversitelere gönderdiği yazı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili anayasa mahkemesi içtihatları ile oluşturulan hukuki durumu ortadan kaldırmak istediğini vurguladı. Bildiride, YÖK başkanlığının yaptığı değerlendirmenin öncelikle anayasanın 42.nci maddesine eklenen düzenlemeye açıkça aykırı düştüğü savunuldu.

-Çünkü bu hükümle kılık-kıyafet dahil yükseköğrenim hakkını sınırlayan sebepleri belirleme yetkisi kanun koyucuya tanınmıştır. Dolayısıyla bu düzenlemenin de mutlaka kanunla yapılması anayasal bir zorunluluktur. Yasama organı söz konusu yasayı çıkarmadan ne yüksek öğretim kurumunun ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma yetkisi yoktur. Hiç bir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Bu nedenle de YÖK başkanlığınca yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde olup hukuken yok hükmündedir.

-Dokuz YÖK üyesinin imzalarını taşıyan bildiride anayasanın 10 ve 42.nci maddelerinde yapılan değişikliklerin anayasa mahkemesi içtihatları ile oluşan ve AİHM'le ilgili hukuki durumu ortadan kaldırmadığı vurgulandı. Aksine yapılacak değerlendirmelerin anayasa'nın laiklik ilkesine açıkça aykırı düşeceğinin altı çizildi.

-Bu nedenle anayasa değişikliğinden sonra da yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili uyulması ve uygulanması gereken hukuki statü mahkeme kararlarına dayanak oluşturan mevcut hukuki durumdur. Mahkeme kararlarına uymak anayasal ve bir zorunluluktur.

 

Oğuz Haksever: Hemen belirtelim daha sırada pek çok haber var bildirilere dayanan durumu aktaran ayrıca üniversitelerde neler oldu bunarlıda ekranlarınıza getireceğiz. Ama stüdyoda Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Burhan Şenatalar’la birlikte olduğumuz şu aşamada vurgulamamız lazım. Kendisi aynı zamanda eski bir YÖK üyesi bunu da hatırlatıyoruz. Az önce aktardığımız bu gelişmenin ardından YÖK başkanlığından yeni bir açıklama geldi. Rektörlüklere gönderilen "türban serbestisini uygulayın" yönündeki yazıya yönelik tepkilere karşı yapılan bir açıklamaydı bu. Cumhuriyet'in niteliklerinin, özgürlükleri sınırlandıramayacağı vurgulandı açıklamada. Serbestiyi uygulamayanların suç işlemiş olacağı da ima edildi. YÖK'ün açıklamasında, "anayasa'nın 13.ncü maddesinde yer alan cumhuriyetin ve dolayısıyla devletin anayasada belirlenen nitelikleri, temel hak ve hürriyetlerin korunmasının ve geliştirilmesinin teminatı olup, hiçbir biçimde kişi hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının gerekçesi olarak kullanılamazlar " ifadesine yer verildi. "Kişilerin belirli bir kılık ve kıyafet tarzını benimsemeleri veya terk etmeleri yönünde zorlamaya tabi tutulması, Türk ceza kanununun 106.ncı maddesinde tanımlanan tehdit suçunu oluşturur." denildi açıklamada. Açıklamada kanunda açıkça gösterilmemiş bir nedene dayanarak yükseköğretim hakkının engellenemeyeceği de vurgulandı. YÖK başkanlığının açıklamasında ayrıca bir kanuni düzenleme yapılmasının gerektiği yolundaki açıklamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu da ifade ediliyor. YÖK başkanının açıklamasının ya da rektörlere gönderdiği talimatın ardından bütün haber merkezleri bugün sabah toplantılarında hangi üniversitelerde durumun izleneceğini konuştu. Ekipler görev yerlerine gitti. Uygulamalar saptandı ve anlaşmazlık, tartışma uygulamalarda kendini gösterdi. Yasağı kaldıran üniversiteler azınlıktaydı.

-Burası Marmara Üniversitesi. Üniversitenin Göztepe kampüsünde öğrenciler türbanlarını çıkardıktan sonra kampüse alınıyor. Yıldız ve İstanbul teknik üniversiteleri de türbanlı öğrencileri üniversiteye almıyor.

 

-Öğrenci: Görüyorsunuz almıyorlar işte bizim yapabileceğimiz bir şey yok.

 

-YÖK'ün türbanlı öğrencilerin derslere alınması konusunda üniversitelere gönderdiği gece yarısı bildirisine rağmen Ankara'daki üniversitelerde de değişen bir şey yok. Ankara, Gazi, Hacettepe üniversitelerinde öğrenciler türbanları ile derslere giremezken, ODTÜ ve Bilkent üniversitelerinde de türban yasağı uygulanıyor.

 

-Güvenlik Görevlisi: Uygulamada değişen bir şey yok rektörün kesin talimatı içeri alamıyoruz şimdi.

-Gazi, ODTÜ ve Hacettepe üniversitelerinde türbanlı olarak kampüse girebilen, ancak derslere alınmayan öğrenciler tepkili.

 

-Öğrenci: İçeri almıyorlar bizi hiçbir şekilde kendilerine yazı gelmediğini iddia ediyorlar

 

-Öğrenci: Bize bu hak tanındı zaten bugüne kadar girmememiz saçma.

 

-İzmir'deki 5 üniversitede YÖK başkanının genelgesi dikkate alınmıyor ve türbanlı öğrencilerin üniversiteye girişine izin verilmiyor. Konya Selçuk, Kayseri Erciyes, Gaziantep üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal, Diyarbakır Dicle, Yüzüncü Yıl, Karadeniz Teknik, Rize üniversitelerinde ise türbanlı öğrencilerin kampüslere girmesine izin veriliyor.

 

Oğuz Haksever: Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Profesör Mustafa Akaydın, ''kurul olarak, yüksek öğretim kanunu hükümlerini uygulamak zorunda olduğumuz için, baş örtülü öğrencilerin kampüslere alınmamasına karar verdik" dedi.

 

-Mustafa Akaydın: Şu anda yeni bir uygulamaya gerek olmadığını yani başı örtülü olarak öğrencilerimizi kampüse alamayacağımıza eski durumun davam etmesi gerektiği kararını verdik bununla ilgili de bir basın duyuru metni hazırlanıyor. Ama ana hatları ana çerçevesi yönetim kurulu oybirliğiyle kabul edildi. Sayın cumhurbaşkanının onayladığı halede çok olağan olmayan bir gerekçe düşünceleri var o düşünceler içinde de mutlaka bunun yeni bir yasal çerçeveyle ayrıntılarının belirlenmesi gerektiğine sayın cumhurbaşkanı da atıfta bulunmuştur. Dolayısıyla biz şu anda 2547 sayılı yüksek öğretim kanunun hükümlerini uygulamakla yükümlüyüz bu da kamu yöneticisi sorumluluğumuzdan gereği yerine getirilmektedir. Eğer 2547’de anayasadaki değişiklik çerçevesinde yasa yapıcı organ bir değişikliğe giderse onun gereği yeniden tartışılır.

 

Oğuz Haksever: Benzer nitelikte bir açıklamayı daha getirelim ekrana okuluna daha doğrusu üniversitesine türbanlı öğrencileri almayan bir rektörün gerekçeleri. İşte İstanbul Üniversitesi Rektörü Mesut Parlak’ın söyledikleri.

 

-Mesut Parlak: Çok üzülerek söylüyorum ulusal bütünlüğümüz için hudutta patır patır 15 tane yağız delikanlımız karların üstüne şehit olarak düşerken böyle bir konunun Türkiye gündemini işgal etmesi doğrusu çok acı. Hiçbir Türk yurttaşının içine sindiremeyeceği bir şey. Şimdi burada ne olacak? Üniversite rektörleriyle yurttaşları karşı karşıya getirecekler. Yeni bir durum diye bir şey yok. Yapılan 10 ve 42.nci maddeler herhangi bir değişiklik de getirmedi. Anayasanın geçmişteki koyduğu yasaklar kalkmadı. Zaten yeni uygulamada da kanunla belirlenir diye bir karar alındı. 17.nci maddede bir değişiklik olmadığı sürece bizim uygulamamızda herhangi bir değişiklik olmaz devam edeceğiz.

-İstanbul üniversitesi rektörü, yayımladığı metin nedeniyle YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan hakkında suç duyurusunda bulunulabileceğine de dikkat çekti.

 

-Mesut Parlak: Sayın YÖK başkanının metni de doğrusu akıl alır gibi bir şey değil. Hiç kimse yargının üstünde değildir. En azından bir YÖK başkanı YÖK genel kurulu toplayarak herhangi bir karar almalı idi veyahut da böyle bir metni onlarla tartışıp paylaşmalıydı. Bir kısım YÖK üyeleri ve rektörler olarak bunu inceletip suç duyurusunda bulunulabilir çünkü bu öyle kolay gönderilebilecek bir metin değil.

 

Oğuz Haksever: Görüldüğü gibi taraflar birbirini suç işlemekle ima ediyor suç işlemekle suçluyor. Şimdi farklı bir görüşü ekranlara getirmek lazım daha doğrusu yayına getirmek lazım. Üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasını destekleyen isimlerden biri. Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor İsmail Hakkı Ünal ve şu anda sayın Ünal telefon hattımızda iyi günler efendim.

 

İsmail Hakkı Ünal: İyi günler sayın Haksever.

 

Oğuz Haksever: Ne dersiniz sizin gerekçeleriniz son aşamada şu aşamada türbanın serbest bırakılması yönündeki görüşünüze gerekçeleriniz neler efendim?

 

İsmail Hakkı Ünal: Efendim ben her şeyden önce bu konunun özgürlükler açısından ele alınması gerektiği kanaatindeyim. Yani üniversitelerimiz bu konuda öncü olmalılar. Toplumdaki bütün kurumlar farklı düşünseler bile üniversitelerimiz bir takım yasakların kıskaç altında olmamalılar. Özgürlüklerin önünde bir rehber olmalılar yol açıcı olmalılar. Ve bu açıdan da bu konuda tutumları daha esnek olmalı ben o açıdan çok yadırgıyorum hakikatten son noktada gelinen bu anda noktayı çok yadırgıyorum. Çünkü düşününki ülkenin toplumun çük büyük bir kısmı böyle bir konuda serbestlik olmasını istiyor. O toplumun yine yasama organına yansıyan çok büyük bir çoğunluğu da bu konuda hem de anayasa düzeninde bir kanun değişikliği yapıyor buna rağmen yine üniversitelerin bağlı olduğu kurum YÖK’de bu doğrultuda hareket edilmesi gerektiğini söylüyor. Ama buna rağmen çok katı tutumlar içinde olunuyor bu çok doğru değil. Yani bu noktada ideolojik bir kamplaşma içine girmenin çok faydalı olmadığını düşünüyorum ve burada öğrencilerimizin eğitim hakkını öncelememiz gerektiği kanaatindeyim. Burada biz kavga ediyoruz öğrencilerimiz mağdur ediliyorlar veya psikolojik olarak rahatsızlık içerisine sevk ediliyorlar. Ben bu açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum.

 

Oğuz Haksever: Sayın Ünal ortada şöyle bir manzara var affedersiniz ortada şöyle bir manzara var türbanlı öğrenciler üniversiteye giriyorlar yani türbanlarını çıkarıp derslere gidiyorlar. Dolayısıyla çok net bir öğretim haklarının engellenmesi gibi bir durum ortada yok görüntüler bize biraz onu anlatıyor ama siz tedirginlikten bahsediyorsunuz.

 

İsmail Hakkı Ünal: Oğuz bey size normal geliyor mu yani siz bir dayatma yapıyorsunuz öğrenciye pantolonunu çıkar içeri gir diyorsunuz diyelim ki pantolonunuzu çıkarıp sizi içeri alıyorlar. Yani bu normal mi sizin için. Yani burada öğrencinin yapmış olduğu bir tercihi ve bunu da inancının gereği yaptığını söylediği bir tercihi siz hayır bunu yapamazsınız diyorsunuz zor altında tabi giriyor. Zaten dinimizde de zor altında bazı yasaklara cevaz verilmiş. Yani baskı altındasınız dolayısıyla öğrenci eğitimini tercih ediyor giriyor. Ama bu içinde bulunduğu psikolojik durum ve kendisinin aşağılanması bir yerde kendisinin efendim böyle yasaklarla baskı altında tutulması durumu normal mi yani buna normal diyebilir miyiz?

 

Oğuz Haksever: Anlıyorum sayın Ünal size belki yeniden bağlanabileceğiz teşekkür ederiz. Stüdyomuza dönüyoruz Burhan beye tekrar hoş geldiniz diyoruz sayın Şenatalar. Bilgi Üniversitesinde durum nedir önce onu öğrenelim.

 

Burhan Şenatalar: Bilgi üniversitesinde benim gözlemleyebildiğim kadar daha önceki uygulama devam ediyor. Yani özellikle bir değişiklik yapıldığını ben zannetmiyorum. Ama sadece bir kampüste görev yaptığım için hepsi hakkında bir şey söyleyemem. Şu anda yasa değişikliği gerçekleşmediği sürece bende hukukçuların önemli bir bölümünün ileri sürdüğü iddiayı geçerli görüyorum YÖK üyesi olan 9 kişinin yayınladığı bildiriyi de geçerli görüyorum. Çünkü anayasa değişikliğinde yasa ile bir sınırlamadan söz ediliyor. O yasa çıkartılmadığı sürece neyin sınırlandığı henüz soru işaretidir boşlukta durmaktadır. Ayrıca bir temek prensip olarak anayasa da yasa ile düzenlenir denilen bir onu da yasa düzenlenmediği sürece zaten düzenlenmemiş demektir. O nedenle şu anda bence hukuki olarak yeni bir durum doğup doğmadığı konusunda doğmadığı görüşü bana daha isabetli geliyor. Ben bu gibi konularda kendim şahsen hukukçu olmadığım için güvendiğim anayasa hukukçularını ve güvendiğim idare hukukçularının görüşlerine başvuruyorum. Ve bu başvurularımdan aldığım bilgilerde YÖK üyesi 9 kişinin yayınladığı bildiriyle paralel.

 

Oğuz Haksever: Tamam bu konudaki görüşünüzü açıkladınız ama ortada çok enteresan bir durum var. Yani YÖK içinde artık böyle bir ayrışma söz konusu başkan ve bir takım YÖK üyeleri onun dışında üniversiteler arası kurul ayrı bir oluşum olarak dikkat çekiyor nereye gidiyor bu?

 

Burhan Şenatalar: Şimdi bunu çok ciddi bir sorun olarak görüyorum. Bakın 2008 başındayız Türkiye üniversitelerinin bugün bir reformu tartışması gerekirdi. Üniversitelerimizin kaynak sorununu tartışması gerekirdi yayın meselesini tartışması gerekirdi. Bunun yerine biz şimdi türbanı tartışıyoruz üstelik buna bir tartışma demekte çok kolay değil doğrusu. Bir, çatışma eve kutuplaşma yarattık durduk yerde. Bunun sorunlusu kimdir çok net söyleyeyim bunun sorumlusu aslında hükümettir. Yüzde 47 sendromu bu yani yüzde 47’yi ele geçirdik mecliste büyük bir çoğunlumuz var demek ki artık yapmak istediğimiz her şeyi yapabiliriz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı esas dayanağı şuydu; toplumun önemli bir kesimi bir tehdit algılaması duyuyorsa o zaman yasaklanabilir. Yasaklayın demedi ama böyle bir durum varsa yasaklayabilirsiniz dedi.

 

Oğuz Haksever: Kararınıza saygılıyım dedi.

 

Burhan Şenatalar: Evet kararınızı kabul ediyorum bozmanız değiştirmeniz gerekmez dedi. Benzer bir şekilde Amerika’da özgür olan serbest olan bazı semboller örneğin Almanya’da yasak. Amerika’da isterseniz bir gamalı haçla bir üniversitede veya şehirde dolaşabilirsiniz belki Nazi görüşlerini savunan bir partide kurabilirsiniz ama Almanya’da yasak. Çünkü geçmişinden dolayı özel bir anlamı var orada. Dolayısıyla türban sorununu benim düşüncem şu türban sorununu biz bu tehdit algılaması çerçevesinden çıkartıp sadece bir özgürlük tartışması olarak yaşayabilseydik o zaman toplumun önemli bir kesimi de artık serbest olsa da sorun yok diyebilirdi. Şimdi AKP özellikle başbakan cumhurbaşkanı seçiminin birinci aşamasında uzlaşmayla yapacağız dedi sonra hiçbir uzlaşma görmedik. YÖK başkanının atanmasında hiç bir uzlaşma görmedik, merkez bankası başkanının atanmasında…

 

Oğuz Haksever: Bir dakikanızı rica edeyim başka önemli olaylar oluyor çünkü şehit cenazeleri kaldırılıyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyinde sürdürdüğü operasyonlarda şehit olan Piyade Binbaşı Zafer Kılıç, Kara Pilot Yüzbaşı Tekin Işık’la Kara Pilot Üsteğmen Gürcal Ulucan için Kocatepe’de Ankara’da camide tören düzenleniyor. Ayrıntıları da Sibel Erdem aktarıyor.

 

Oğuz Haksever: Yakın Plan programındaysa türban konusunda YÖK başkanlığıyla üniversitelerarası kurul YÖK başkanlığıyla bazı YÖK üyeleri ve YÖK başkanlığıyla rektörler arasındaki anlaşmazlığı ele alıyorduk sayın Burhan Şenatalar’ı dinliyorduk. Şenatalar’da hiç bir uzlaşma yüzde 47 sendromu diye başlamıştı hiç bir uzlaşma olmadan böylesine düzenlemeler oluyor demişti.

 

Burhan Şenatalar: Evet şimdi cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşmaya gidilmedi merkez bankası başkanı atanırken de benzer bir buyurgan tavır gösterildi. Türban aslında zaman içinde çözülebilecek bir sorun Türkiye'de. Zaman içinde çözülmesi de bir uzlaşmayla olabilir güven vererek olabilir. Bu güven meselelerinde bence türban meselesinin getiriliş biçimi son derece yanlış oldu. Türban meselesinin getirilmesi bence zorunlu din derslerinin kaldırılması ile birlikte olabilirdi. Zorunlu din dersi diye bir şey olmaması gerekir günümüz dünyasında. Aynı şekilde Alevilerin taleplerinin karşılanması yerine getirilmesiyle birlikte yerine birlikte getirilmeliydi. O da çünkü din ve inanç özgürlüğünün bir parçası. Aynı şekilde imam hatip liselerinin böyle ikinci bir paralel genel lise gibi genişletilme eğiliminden vazgeçildiğine dair bir teminat verilmesi aynı şekilde kamu görevlileri için herhangi bir şekilde türban takmanın söz konusu olmayacağının garantisinin verilmesi. Şimdi böyle bir paket verildiği zaman Türkiye inanç özgürlüğüne daha ağırlık veren ve onu çeşitli alanlarda gerçekleştirmek isteyen bir ülke olduğunu ortaya koyardı. Toplumun çeşitli kesimleri böyle bir konuyu tartışırdı zaman içinde bir uzlaşma noktasına gelebilirdi. Bugün uzlaşma diye bir şey yok yani AKP ile MHP arasındaki uzlaşma değil bir mutabakat bir işbirliği. Üniversiteler açısından çok ciddi bir sorun yaratıyor bence. Biraz evvel söylediğiniz çatışmalar var bence özellikle önemli olan nokta şu; YÖK başkanının giderek hükümete yaklaşan ve hükümetin adeta direktif verdiği talimat verdiği yönlendirdiği bir kişi izlenimi uyandırıyor. Rektörlerle arası giderek açılıyor. Rektörlerle ilgili olarak mesela bir kaç tane hata yaptı gelir gelmez birinci meselesi türbanla ilgili bir açıklama oldu o bir hataydı. Üniversitelerarası kurul toplantısına gitmesi ve bildiri yayınlamayın demesi ikinci hataydı. Onu söylerken ben sizin sicil amirinizim demesi daha da büyük bir hataydı. Sicil amirinizim yani ona göre bir anlamda aba altından sopa göstermek o da büyük bir hataydı. Şu anda 23’ünde resmi gazetede yayınlanmış bir konuyu 24’ü gecesi üniversitelere duyuruyor bence çok hatalı. Aynı zamanda 9 YÖK üyesinin yaptığı açıklamaya karşı açıklama yapıyor bu tek kelimeyle…

 

Oğuz Haksever: Bir atışma başladı.

 

Burhan Şenatalar: Bence atışma değil burada bir yönetememe durumu var ve bir şekilde inatlaşmaya çatışmaya götüren bir tavır var. Ve ben şuna inanıyorum bu davranış tarzıyla üniversitelere katkıda bulunması YÖK başkanının olanaksız.

 

Oğuz Haksever: Sayın Şenatalar çok teşekkür ediyoruz programımıza katıldığınız için sağ olun. Yayınımız bundan sonra yine cenazeye bağlanarak devam edecek anladığımız kadarıyla. Saat başında da eğer olursa haberlerde görüşmek üzere hoşça kalın.