Basın Açıklaması

 

Üniversiteler Artan Sorunları ile Açılıyor

 

12 Eylül Rejiminin Üniversiteler Üzerindeki Baskısı Devam ediyor

 

     Üniversiteler AKP hükümetinin iktidarında 5.kez akademik faaliyetlerine başlamaktadır.Ancak,YÖK düzeni ile üniversiteleri baskı altına alarak, temel işlevlerinden uzaklaştırmayı hedeflemiş olan 12 Eylül rejiminin, aradan geçen çeyrek asra karşılık,  üniversiteler üzerindeki etkisi yaygınlaşarak sürmektedir.Üniversiteler akademik özgürlük ve idari özerkliğini kaybetmiş, mali sorunlarını piyasa koşulları içerisinde çözme durumu ile karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle de üniversiteler siyasi iktidarların, devletin, sermayenin ve kimi zamanda dinin baskısı altında bilim üretme ve ürettiği bilimi teknolojiye ve topluma aktarma ve aydın insan yetiştirme işlevini önemli ölçüde kaybetmiş bulunmaktadır.

AKP hükümetinin bilim üzerideki baskısı,üniversitelerdeki iktidarın paylaşım mücadelesi devam ediyor

      AKP hükümetinin iktidarında 5. kez üniversiteler akademik faaliyetlerine başlamaktadır. Her fırsatta 12 Eylül’ü ve başta YÖK olmak üzere 12 Eylül kurumlarını eleştiren AKP’nin iktidarında geçen bu 5 yılda üniversiteler ve bilimin üzerindeki baskılar azalmamış, çok daha etkili bir biçimde uygulanmaya devam etmiştir.Hükümet ile YÖK arasında yaşanan gerilim üniversitelerin ve bilimsel faaliyetin özgürleşmesi ve daha nitelikli bir hale gelmesine yönelik değil, üniversitelerdeki iktidarın paylaşım mücadelesi biçiminde gerçekleşmiştir.

Akademisyen yetiştirilmesi önündeki engeller giderek artmış,üniversitelere ayrılan ödenek ve öğretim elemanları ücretleri giderek azalmıştır

       AKP iktidarı süresince daha da derinleşen sorunların başında akademisyen yetiştirilmesi gelmektedir. Hükümet bu dönemde YÖK ile çekişmesi nedeniyle özellikle araştırma görevlisi ve yardımcı doçent kadrolarını kısmış, akademik yaşamın ilk basamağı olan araştırma görevlileri, geçici kadrolarda iş güvenceleri olmadan çalışmak zorunda bırakılmıştır. Öte yandan, üniversitelere ayrılan ödeneğin ve öğretim elemanı ücretlerinin son derece düşük düzeyde tutulması nedeniyle birçok öğretim elemanı, yaşamlarını ve bilimsel faaliyetlerini sürdürebilmek için özel/vakıf üniversitelerine geçmek ya da piyasa için projeler gerçekleştirmek zorunda bırakılmıştır. Üniversitelerdeki kadro eksikliği ve mali nedenlerle, yetişmiş bilim insanı sayısının mevcut üniversiteler dahi son derece yetersiz olmasına rağmen hükümet, üniversite açılması için gerekli hiçbir standardı dikkate almadan (öğretim üyesi yetiştirmek bu standartların içinde) yeni üniversiteler açma yoluna gitmiştir. Hükümetin bu yaklaşımı, yeni üniversiteleri TÜBİTAK örneğinde sergilendiği gibi  siyasi bir rant ve kadrolaşma alanı olarak gördüğünün açık bir kanıtıdır.

Üniversitelerde türban serbest bırakılıyor mu?

Üniversiteler açılıyor….Üniversiteler bu soru ile açılıyor….

       AKP iktidarının sivil anayasa taslak tartışmalarında, ”laik devletin” kaybediliyor olduğu algısını ifade eden bu soru,Türkiye’deki rejim tartışmalarının açık biçimde üniversite üzerinden yapıldığını göstermektedir.Bunun nedenleri sorgulanmalıdır.Çünkü yıllardır ülkenin pek çok sorunu üniversitenin kavramsal çatısı üzerinden konuşulmuş ve üniversitelerin kendi sorunlarını tartışmasına izin verilmemiş,üniversitenin sorunları da cumhuriyetin,darbenin,türbanın altına gizlenmiştir.

Bilimsel eserlerde İntihal/aşırma uluslar arası önemli bir dergiye konu oldu

       Bütün bu saydığımız sorunların yanı sıra ne yazık ki İhsan Doğramacı ile başlayan ve bazı rektör ve  hükümette yer alan bazı akademisyenlerin de içinde yer aldığı  intihal olaylarının  artarak artık uluslararası yayınlarda teşhir ediliyor olması bilim etiği açısından üniversitelerimizin kaygı duyması gereken temel bir sorunudur.

      Ayrıca öğrenci harçlarının sürekli arttırılması,öğrencilerimizin barınma,beslenme olanaklarında  ve sosyal yaşamlarında bir gerilemeye neden olmuştur.  

Üniversitelerde akademik özgürlük, mali(üniversiteye ayrılan bütçe ve diğer kaynakların kullanımında) ve idari özerklik olmazsa olmaz koşullardır

      Gelinen aşamada her üniversitede sorunlar çözülemediği gibi katlanarak artmıştır.Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği olarak  hazırlanacak olan Anayasanın bizim

de işimiz olduğunu ve öncelikle yüksek öğretim ile ilgili anayasa maddelerinin  üniversite bileşenleri tarafından hazırlanması gerektiği konusunda ısrarcı olacağımızı bildiriyoruz ve    12 Eylül ile başlayan ve takip eden süreçte sistematik biçimde uygulanan politikalarla üniversitelerin asli nitelik ve işlevlerinde ortaya çıkan erozyonun telafi edilebilmesi için, siyaset, din ve piyasanın kıskacında bulunan üniversitelerin akademik özgürlük,mali  ve idari özerkliklerine sahip olmaları gereğinin önemini bir kere daha hatırlatıyor ve tüm üniversite bileşenlerini bu yolda mücadele  etmeye çağırıyoruz. 03.10.2007 

 

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Yönetim Kurulu